Ahmet Birsen’le ‘Müjdeler’ Söyleşisi


Hayvanât ve İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü 6 Ekim Salı günü yazar Ahmet Birsen’i İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde konuk etti. Birsen’in Sel Yayıncılık tarafından yayımlanan Şehrin Köpeklerine Müjdeler romanını konu alan söyleşi Tahsin Aladağ’ın moderatörlüğünde gerçekleşti.
Aladağ’ın tarihsellikle kurgusallık arasındaki ilişki hakkındaki sorusuna Birsen 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentinde kamusal alanın köpeklerin yanı sıra akıl hastalarına, eşcinsellere, kadınlara ve yoksullara nasıl kapatılmaya çalışıldığını anlatarak yanıt verdi. 1910 köpek katliamı aslında İstanbul’u steril bir modern kent haline getirme çabasının bir parçasıydı. Tarih metinlerinin aksine, kurgusal metinlerde gerçeğin sınırlarıyla oynanabileceğini ekleyen Birsen, romanındaki Vasil karakteriyle insan-hayvan hiyerarşisini ters yüz etmeye çalışmasını örnek verdi.
Konuyu tarihten edebiyata taşıyan moderatör, hayvanların temsil rolünü üstlendiği anlatılarda genellikle bir türlü bireyleşemediğine dikkat çekti ve anlatıcısı köpek olan bir romanı yazarken Birsen’in antropomorfizm riskine karşı nasıl bir denge tutturduğunu sordu. Yazar metni fabla indirgememek, hayvanları aşırı mistifiye etmemek ya da birer mutlak merhamet nesnesine çevirmemek için özellikle çaba gösterdiğini belirtti. Kedilerin ve köpeklerin hiçbirinin bir diğerine benzemediğini öne süren yazar, tekil hayvan öznelliğini gözettiğini ve bu tekillikten doğan dünya algısı farkına saygı duyduğunu ifade etti. Hayvanların duygu paletinin belki insanlardan daha bile geniş olabileceğini söyleyen Birsen, insan tarihiyle hayvan tarihinin iç içe geçtiğini ve tamamen kavranamasa da hayvanlarla insanlar arasındaki ortaklıklara odaklanmakta yarar gördüğünü aktardı.

Tarihsel bir trajediyi konu edinen Müjdeler’in ağıt olarak yazılmak yerine hayvanların örgütlendiği, direndiği ve birbirinden farklı tepkiler geliştirdiği bir anlatıyı ortaya koyduğunu aktaran Aladağ, bu romanın tarihsel süreci değiştiremese bile ona verilen anlamı değiştirmeye katkı koyduğunu ifade etti. Hayvanları tarihsel failler olarak tarif etmeye nasıl karar verdiği sorusuna Birsen, bu kararı tetikleyen sürecin 2024’teki katliam yasası tartışmalarıyla başladığını ve hikayenin iskeletini köpeği Mişka ile yaptığı “tartışmalar” sayesinde ortaya çıkardığını söyledi.
Aladağ insan merkezcilikten ayrışmayı başaran bu özgün anlatıyı geliştirmekte kendisine hangi yapıtların ilham verdiğini sorunca Birsen, Cengiz Aytmatov’un Elveda Gülsarı ve Andy Merrifield’ın Eşeklerin Bilgeliği kitaplarında hayvanların duygu dünyasının ayrıntıyla tasvir edilmesinden çok etkilendiğini anlattı. Söyleşi dinleyicilerin sorularıyla devam etti.
