top of page

Bilgi-Bonn Konferansı’nda ‘İnsan Ötesinde Tarihin İzini Sürmek’

  • Yazarın fotoğrafı: İbrahim Can Usta
    İbrahim Can Usta
  • 18 May
  • 1 dakikada okunur

Üçüncü Bilgi-Bonn Lisansüstü Tarih Öğrenci Konferansı 15-16 Mayıs’ta İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde düzenlendi. Dokuz panel başlığına dağılan sunumlar arasında özellikle Büşra Bilgiç’in “Şiddetin Mekânsal Sürekliliği: Hayvan Hükümranlığı Romanında Çiftlik, Savaş ve Mezbaha Üzerinden Bir Beden ve Hayvan Tarihi Okuması” sunumu (Bilgiç’in Hayvanât için kaleme aldığı makaleye buradan ulaşabilirsiniz) hayvan tarihi bakış açısını yansıtıyordu.


Konferansın ikinci günü “Tracing History Beyond Human” paneliyle başladı. İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Araştırma Görevlisi Neslihan Mervenur Vural “Zararlı Mı Canlı Mı? Fetvalardan Risalelere Osmanlı Hukukunda Sokak Köpeklerine Yönelik ‘Zarar’ Algısının Dönüşümü” başlıklı sunumunda fetva, kadı sicili ve risale örneklerinden hareketle Osmanlı toplumunun köpeklerle ilişkisinin farklı yönlerini ayrıntısıyla ortaya koydu ve bu ilişkinin yüzyıllar içindeki değişimini takip etti. 17-18’inci yüzyıl İslam hukuku tartışmalarına değinen Vural, “zararlı köpek” kavramını tartışmaya açtı.


İstanbul Bilgi Üniversitesi doktora öğrencisi Ezgi Altınöz “Communicating Urban Animals in Türkiye” sunumuna “kent hayvanlarını” (urban animals) tanımlayarak başladı. Altınöz, sahipli ya da sahipsiz, kentteki bütün hayvanları kapsayan bu tanımın 2024 tarihli ve 5199 numaralı Hayvanları Koruma Kanunu bağlamında üretilen söylemlerde nasıl bir sorun olarak ele alındığını aktardı.


İstanbul Bilgi Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi ve Hayvanât katkıcısı olan Cansu Asarkaya, “Tarihi ‘Su’landırmak: Şiddet ve Emek Arasında Balığın Tarihi” başlıklı sunumuna 1920’lerden itibaren Marmara’da köpekbalıklarının nasıl bir merak ve aynı zamanda korku nesnesi haline geldiğini anlatarak başladı. Asarkaya (kendisinin Hayvanât için kaleme aldığı makaleye buradan ulaşabilirsiniz) yer yer sualtı ve deniz biyolojisi araştırmaları verilerine de başvurduğu sunumunda balıkları tarihin öznesi olarak konumlandırma çabasını yansıttı.


İbni Haldun Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi Yunus Sürün ise “Tekirdağ in the Harshest Winter: Tekirdağ in the Provisioning of Istanbul in the Winter of 1708/09” başlıklı sunumunda Osmanlı bürokrasisinin bir iklim felaketine nasıl yaklaştığını çevre tarihi literatüründen yararlanarak değerlendirdi.


bottom of page